Mahalle kahvesine dönüşen dünya, Çetin ALTAN
Güneş doğmadan kalkanlar arasında, televizyonları izlemeye başlayanlar da varsa, bilirler; saat 5′te Azerbaycan gazetelerinin manşetlerini bile tek tek göstererek açıklar Samanyolu kanalı…
Neden komünist değilim? Engin ERKİNER
Ağustos 27, 2009 by Genelce/
Filed under Edebiyat, Engin Erkiner, Makale, Yazar
Engin Erkiner
İnsanlığın kurtuluşu şafağında sorunlar ve öneriler-2
SORU 7 : SİZİN TOPLUM MODELİNİZİN ÖZÜ İŞLEVSEL VARDİYA SİSTEMİ’NE DAYANIYOR. İŞLEVSEL VARDİYA SİSTEMİ NE DEMEKTİR? Savaş ÇELİKER
5′Nolu Cezaevi Tutuklularından Kamuoyuna
BASINA VE KAMUOYUNA
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi “Adalet ve Özgürlük Müzesi” Olsun!
1982-1984 yılları arasında Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nde tutuklu kaldım.
Tutuklu kaldığım süre içinde çok ağır baskı ve işkenceler gördüm. Tutuklu ve hükümlülere yapılan baskı ve işkencelere tanık oldum. Anlatılması çok zor, iğrenç şeyler duydum.
Burada bunları anlatacak değilim, yeri ve zamanı değil.
Ancak, 22 Ağustos 2009 günü akşamı birçok televizyon kanalında, haberlerde: ” ‘Açılım’ Kapattı”, “Kürt Açılımında İlk Adım”, “Demokratik Açılımda Yeni Bir Sayfa Açılıyor”, “Ünlü Cezaevi Kapatılıyor” ana başlıkları altında; Hükümetin 12 Eylül sonrası işkence merkezine dönüşen Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’ni kapatacağı… 5 Nolu Cezaevi’nin Ergani-Diyarbakır karayolu üzerinde kent dışında yeni yapılacak bir cezaevine taşınacağını… İşkence merkezi olarak kötü şöhrete sahip mevcut Cezaevi’nin yıkılarak yerine bir eğitim kompleksi-bir ana okul, bir ilköğretim okulu, bir Anadolu lisesi, 2 spor tesisi-yapılacağını dinlerken biraz gerildim, ama daha çok da düşündüm.
Bu girişim iyi niyetli bir girişim olabilir, ama doğru bir girişim değil!
Yaşanmış acı ve direnişlerin tarihsel mekânını yıkıp yerine eğitim kompleksi yaparak, tarih belleklerden silinmek mi isteniyor acaba?
Eğer tarih belleklerden silinmek isteniyorsa çok yanlış yapılıyor. Doğru olan toplumların tarihleriyle, korkularıyla, acılarıyla, utançlarıyla yüzleşmeleridir. Eğer bu yüzleşme gerçekleşmezse toplumsal güven ve barış sağlanamaz. Bireysel ve toplumsal huzur ve iyileşme sağlanamaz. “Demokratik Açılım”lar gerçekleştirilemez: Geleceği yeniden inşa edemeyiz.
Geçmişte arzu etmediğimiz, istemediğimiz olayların tekrar vuku bulmaması için bu yüzleşme gerçekleşmelidir; toplumsal adalet ve barış ancak böyle sağlanır.
Tarihsel mekânlar, tarihî belgeler yok edildiğinde veya maskelendiğinde, karartıldığında tarih de karartılmış, maskelenmiş olur. Tarihin karartılması ise kimsenin hayrına değildir.
Birilerinden intikam veya öç almak için değil; toplumsal adalet ve barışın sağlanması, güvenin oluşması için, Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi “Adalet ve Özgürlük Müzesi”ne dönüştürülmelidir. Bu, Kürt ve Türk halkının hayrına olacak bir girişim olarak algılanacaktır.
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevinde yatanlar, Diyarbakır halkı, demokrasi ve özgürlük yanlısı tüm namuslu insanlar:
Gelin, Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nin yıkılarak yerine eğitim kompleksi değil, cezaevinin mevcut yapısı korunarak buranın “Adalet ve Özgürlük Müzesi” olması için sesimizi yükseltelim!
Biz sesimizi yükselttiğimizde Hükümetin de sessiz kalmayacağını düşünüyorum.
Saygılarımla…
Tek kelimelik Kürt meselesi, Ahmet ALTAN
Aynı ülkenin vatandaşıyız.
MARKSİZM 6, Engin ERKİNER
Ağustos 24, 2009 by Genelce/
Filed under Bilim, Engin Erkiner, Sosyoloji, Yazar
Engin Erkiner
Diyarbakır Cezaevi Kapatılsın mı? İsfendiyar Eyyuboğlu
Kürt açılımı ya da Demokrasi açılımı haberleri ve girişimleri artarak sürüyor. Son haber 22.08.2009 tarihinde, bu da “zindan açılımı”, başlığıyla geldi. Adı işkencelerle anılan Diyarbakır cezaevi kapatılıyordu. Bu haber Hükümet’in ,Kürt açılımı kapsamında sürece destek olacak ilk somut projesi olarak açıklandı.
Şiddet, hayatı teslim almak için tüm acımasızlığı ve pervasızlığı ile orada kapladı hayatımızı ilk önce. Yaklaşık 30 yıl kadar önce. 1981’de. Kapalı kapıların ardından önce feryatlar sızdı dışarı. Sonra, dört duvar arasından çıktı. Sokaktaki pusuyla, dere kenarında bilinmez ölümlerde faili meçhullarla tüm toplumu sardı adım adım. İlk somut adımın oradan atılmasının böyle tarihsel bir anlamı var. Şiddetin miladı olarak anılan 5 nolu ile ilk adımı atmak. İlk noktayı başladığı yere koymak!
Hüzünlü bir sevinç kapladı içimi, bu adımın haberiyle. Önce o günleri hatırladım. Oradan sağ çıkabilme umudunun kırıldığı günleri. Yanıbaşımdaki ölümlerle bu umudu taşıyabilmek zordu, gerçekten. Bazen de kalasların, copların bitmek tükenmek bilmeyen, hayatı yaşanmaz kılan o şiddetli acısı; “ölmek bu işkenceden kurtulmaktır” der dururdu umutsuz bir çıkış göstererek. Ölmeden çıktım. Çoğumuz gibi. Bir kısmımızın hayatlarının kaldığı yerden. Şimdi ölmeden çıkabildiğim o yerin kapatılacağını duyacak, yıkılacağını görecektim dünya gözüyle…
Acılarımızın tekrar yaşanmaması ve kayıplarımızın artmaması için kapanmalı, 5 no’lu cezaevi. Ama taşımak, yıkmak, yerine okul yapmak niye? Bir acıyla yüzleşerek o acının öldürmemiş gücüyle devam etmek, ya da yitirdiklerimizin anısının acılı olgunluğuyla yaşama tutunmak yerine yaşamın izlerini toplumsal hafızamızdan silmek çabası niye? Bir dönemi kapatmak, tekrar yaşanmasını engellemek, dönüp o dönemi izleriyle silmek hiç yaşanmamış gibi yapmakla mümkün olmuyor. O dönemi izleriyle acılarıyla taşıyarak ama acıların biriktirdiği hınçlara da takılmadan ileriye bakarak mümkün olabilir.
Diyarbakır cezaevi kapatılmalıdır. Hükümetin bu adımı atması anlamlı ve önemlidir. Diyarbakır cezaevini acı ve şiddet yüklü dönemimizin bir parcası, başlangıcı olarak gördüğü, orada yaşananları lanetlediği için önemlidir. Ama cezaevi kapatılıp bir müze olarak korunmalıdır. Ya da orada acıları yaşayanların, yakınlarını yitirenlerin verecekleri ortak bir karar ve biçimle korunmalıdır. Acıların ve yitirilmiş hayatların anısına hürmeten!
Hükümet açılımla ilgili attığı her adımda olduğu gibi bu konuda da görüşlere başvurabilmeli. Cezaevinin nerde nasıl olacığı elbette başta Adalet Bakanlığı olmak üzere Hükümetin tasarrufunda olabilecek bir konudur. Ancak unutulmamalıdır ki, konuşulan bu cezaevi işkenceleriyle o dönem şiddeti temsiliyle, anılan cezaevidir. Bu cezaevi üzerinde o acılı anıları taşıyanlar söz sahibi olmalı, konuşabilmelidir.
Ben Necmettin Büyükkaya’yı özlediğim ve anısını tazelemek için gittiğimde sadece mezarına değil 5 noluya da gidebilmeliyim. Orada kapıda Kemal Pir’in, Eşref Aynık’ların isimleriyle beraber, O’nun da ismi önünde yasımı tutmalıyım. Çocuklarımla içeriyi gezebilmeliyim. İşkencehane olarak kullanılan hamamı gözlerim açık, yerlerde sürüklenmeden gezerek tabanlarımda taşıdığım falaka izlerinin, nasıl olduğunu yerinde anlatabilmeliyim.
Kuzey Dağcılık Yamaç Temizliği
Ağustos 24, 2009 by Genelce/
Filed under Belgesel, Genelce Video, Video
Güneşi Gördüm, İhsan Sağmen
Ağustos 23, 2009 by Genelce/
Filed under A.İhsan Sagmen, Edebiyat, Yazar, Yorum
Mahsun Kırmızıgül’ün yarattığı ‘Güneşi Gördüm’ filmi, sanat ve sinema edebiyatı açısından değerlendirmeye değer bir yapıt olduğuna inanıyorum. Eksikliklere, olanakların tam kullanılamamasına rağmen, istendiğinde iyi bir açılım yapılabileceğini göstermektedir.
Şivan Perwer gözaltına alındı
Ağustos 23, 2009 by Genelce/
Filed under Ajanslara Geçenler, Haber
Kürt asıllı ünlü şarkıcı Şivan Perwer, Kanada’nın Toronto kentinde, gözaltına alındı. Yanlışlıkla gözaltına alındığı anlaşılan Perwer, kendisinden özür dilenerek serbest bırakıldı.
Nijerjada “Kolera” 52 Ölü
[/caption]
“Anadolu Ajansı” na geçen bir haberde Nijeryadaki Kolera salgınında 52 kişi öldü. Nijeryadaki yerel yöneticilerden alınan bilgilere göre ülkenin Adamava eyaletinde salgın on gün önce başgösterdi. Bölgedeki üç eyalette 2008 eylülünde yaklaşık 100 kişi ölmüştü.
Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı / Hasret Birsel
“Bir çocuğun karanlıktan korkmasını kolaylıkla hoş görebiliriz, yaşamdaki asıl trajedi, yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.” demiş, Platon.
Marksizm 5 / Engin Erkiner
Ağustos 20, 2009 by Genelce/
Filed under Bilim, Engin Erkiner, Sosyoloji, Yazar
Sosyalist ülkelerin de kendilerine özgü 1968’i vardır. Öteki ülkelerdeki 68 gibi sosyalist ülkelerdeki 68 de bir yandan mevcut düzene başkaldırmayı içerir, diğer yandan ise onun belirli yönlerini düzeltmeye çabalar. Sosyalist ülkelerdeki “düzeltme” çabası, kapitalist ülkelerdekine göre daha fazladır.













































