Kokuları da kaybolur denizlerin
Tenine kokusu karışmıştı denizlerin. Çünkü sen deniz gibiydin. Usulca, alnına düşen perçemini kaldırdım saç tellerinin.
Islaktı. Sildim ellerimle. Kokun bulaştı biliyor musun. Hangi zamandaydım ben şimdi. Ve sen kimbilir hangi yosmanın yatağında, tam da işte şu anda.
Başbakanın Barışı / Yüksel MUTLU
Haziran 29, 2010 by Genelce/
Filed under Haber, Politika, Yazar, Yüksel MUTLU
Ne demeli ki nasıl anlatmalı barış havarisi kesilen başbakan Recep Tayyip Erdoğan kendi ülkesindeki acıları, trajedileri görmezden geliyor.Devletlerin ya da egemenlerin barışıyla bizim barış anlayışımız arasında büyük farklar var.Çünkü barış devletler arası hukuka terk edilemeyecek kadar kıymetlidir.
Türkiye’nin Bir Sınır Ötesi Savşı: Afganistan / Engin ERKİNER
Haziran 28, 2010 by Genelce/
Filed under Engin Erkiner, Haber, Politika, Yazar
Sınır ötesi savaş denilince aklımıza sürekli olarak Kuzey Irak’a yönelik operasyonlar geliyor. Gerçekte ise Türk ordusu birkaç ülkede “sınır ötesi operasyon” amacıyla bulunuyor.
Basına ve kamuoyuna / Ankara Barış Meclisi. Türkiye Barış Meclisi Ankara Girişimi
Haziran 28, 2010 by Genelce/
Filed under Basın Açıklamaları, Haber
Kürt Sorunu’nda açılımın rafa kaldırılmasıyla barış ve çözüm umutları büyük darbe aldı. Uygulanan politikalarla Türkiye, şiddet ve çözümsüzlüğe mahkûm edildi, ediliyor.
Dünya Kupasında Alman ve Türk Medyasının Tutumu.. / Ali İhsan SAĞMEN
Dünyada oluşturulan yarışma ve oyunlar beni her zaman heyecanlandırır. Amatör ruhla ve para kazanılmadan yapılan sportif faaliyet ve organizasyonlar arzu ettiğim şeydir. Kolektif çalışma ve amatör davranış insanın yetişmesine ve olgunlaşmasına katkı sağladığı için onu hep savunurum.
Ülkemiz ateş ve kan gölü olmadan.
Haziran 27, 2010 by Genelce/
Filed under Deneme, Edebiyat, Mustafa Elveren, Yazar
Gomanweb’in şair yazarlarından Dersimli hemşehrim sevgili Yusuf Yağan’ın; “Yıkalım biz nefretle kinin saltanatını,/ Memleket ateş ve kan gölü olmadan,/ Şahlandıralım güzellikle sevgi atını,/ Ülkemiz ateş ve kan gölü olmadan./ Ülkemiz ölüm değil, barış yeridir,/ Amansız bir rüzgar esti samyelidir,/ Durdurun bu zulmü nefretin selidir,/ Evladı için analar saçını yolmadan./.. bu dizeleri barış ve dostluk açısından çok anlamlı bulduğum kadar samimi bir barışseverin de duyguları olduğuna inanıyorum.
Ülkemizde kirli bir savaş yaşanmaktadır. Dolayısıyla ülkemizin bir çok yerleşim yerlerinde kan, barut ve ateş yayılmaktadır. Bu “kirli savaş”ın hiç bir zaman galibi de mağlubu da olmayacaktır. Çünkü, on yıllardır yaşadığımız bunca acı deneylerden net olarak anlamak mümkündür. Öyle ise, neden bu kan gölü ve ateş alevi?
Her ne kadar “ateş düştüğü yeri yakar” denilse de, bu ateş bir gün yayılır ve her tarafı da yakabilir. Önemli olan ateşi düşürmemektir. Hele bu ateş ormanın içindeki kurumuş yaprakların ya da harmanda bir saman yığını ortasına düşmüş ise, söndürmek hiç mümkün olmuyor. Ne yazık ki, ülkemiz böylesi tehlikeli bir durumla karşı karşıyadır.
Halbuki, “Bağımsız bir Kürdistan”ı altın tepside Kürtlere sunsalar dahi bunu kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyorlar. Çünkü, Türkiye Kürtleri İzmir’in üzümünü, Mersin’in narenciyesini, Antalya’nın turizm güzelliklerini, Karadeniz’in fındığını ve çayını, yani Türkiye’deki tüm zenginliklerini bırakıp, sadece dağlara haps olacak kadar akılsız değildirler. Üç-beş bin kişi belki ütopya olarak düşünebilir. Ben de “Bağımsız, birleşik, sosyalist bir Kürdistan’ı düşünebilirim. Bırakın insanlar düşünsünler. Zaten başımıza ne geldiyse, hep bu yasaklar yüzünden geldi.
Hal böyle iken, bir zamanlar “bu sabah ülkeye komünizm gelecek” diyen dönemin egemen yalancı zihniyeti kılıf değiştirerek, bu defa “bölünme” yalanı ile ne yazık ki bizi kandırmaya hala devam ediyorlar. Şimdi bunu en çok AKParti Hükümet’i yapıyor.
AKParti Hükümeti başta Kürtler ve Aleviler olmak üzere tüm Türkiye kamuoyunu aldatmıştır. Önce “Kürt Açılımı”, arakasından “Demokratik açılımı”, şimdilik ise “Birlik ve beraberlik Projesi” olarak adlandırılan ve önümüzdeki süreçte belki başka benzer sözlerle yeniden isimlendirebilecekleri sahte “AÇILIMLAR”la bizi aldatmaya devam edeceklerdir. Aslında buna bir nevi “nitelikli dolandırıcılık” de diyebiliriz.
Daha önceki yazılarımda da defalarca belirttim. Mevcut sermayenin paylaşımından dolayı iktidar gücünü elinde bulunduranların daha fazla pay kapma kavgasıdır. Yoksa hepsi de Osmanlı bankası gibidirler, yok birbirlerinden farkı. Yani siyah cüppeliler ile yeşil cüppelilerin çıkar çatışmasıdır. Cami ile kışla arasındaki iktidar gücünün paylaşımındaki çelişkilerdir. Daha açık bir ifadeyle takunyacılar ile postalcıların “danışıklı dövüş”lü güç gösterisidir.
Siyasi iktidarlar çözüm üretmek zorundadırlar. Eğer çözüm üretemiyorlarsa, ağzından hiç düşürmedikleri o “taşeron”lar devreye gireceklerdir. Hal böyle olunca, yine sürekli dillendirdikleri “bölünme” de maalesef gerçekleşir. Çünkü, siyaset boşluk kabul etmez.
Bu “kirli savaş”ta çocuklarını kaybeden asker aileleri ile PKK’li gençlerin aileleri acılarını içine gömerek; “Sen niye öldün evladım? Sen neyin bedelisin?” sorusunu haykırıp, henüz “Ülkemiz ateş ve kan gölü olmadan…” el ele tutuşarak bu ateş daha fazla büyümeden birlikte engel olmalıdırlar. Aksi halde bu ateş Buseleri ve Şerife Teyzeleri yaktığı gibi hepimizi yakabilir ve bölünmekten de kurtulamayabiliriz.
26.06.2010
Mustafa Elveren
İngiltere Afganistan’da Eriyor… Afganistan’da, “küresel terörle mücadele operasyonları.
Haziran 26, 2010 by Genelce/
Filed under Ajanslara Geçenler, Haber
Afganistan’da, “küresel terörle mücadele operasyonlarının başladığı” 2001 yılından bu yana ölen İngiliz askerlerinin sayısı 300′e ulaştı.
Savunma Bakanlığı, Deniz Kuvvetlerinde görev yapan bir İngiliz askerinin, 12 Haziranda Afganistan’ın Helmand vilayetinde yaralanmasının ardından dün yaşamını yitirdiğini bildirdi.
Ahmet Altan Bir dinleyin…
Üç çocuğun hikâyesi var bugün gazetenin birinci sayfasında.
İngiltere umudu memurlarda arıyor…
İngiltere Başbakanı David Cameron ve yardımcısı Nick Clegg, ülkedeki altı milyon kamu çalışanına bir mektup yazdı ve tasarruf yapma ve ülkenin rekor seviyedeki bütçe açığını indirmek için fikir beyan etmelerini istedi.
Ankara Anlaşması pazarı…
Türkiye vatandaşlarına İngiltere’de ticaret ve oturum statüsü sağlayan ve kamuyounda Ankara Anlaşması olarak bilinen uygulama yeni bir ticari pazar yarattı.
Gerçek Adalet İnisiyatifi 19-20 Haziran 2010 Ankara Buluşması Sonuç Bildirgesi
Haziran 25, 2010 by Genelce/
Filed under Basın Açıklamaları, Haber, Yazar, Yüksel MUTLU
Çeşitli illerden gelen 194 mağdur ve tanığın katılımıyla yapılan “Gerçek buluşması” gerçeklerin bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarılması açısından önemli bir yeniden başlangıç olmuştur. Buluşmada, gerçeklerin ortaya konması yanında kamuoyuyla etkin paylaşım ve adalet talebine dair önemli belirlemeler yapılmış, gerçek ve adalet için yol haritası olabilecek öneriler ortaya konulmuştur. Paylaşılan tanıklıklar ile yapılan değerlendirmeler özetle şöyledir:
Ayna’nın ‘bitti’si, Aytaç’ın ‘öldürün’ü! / Suzan Samancı
Bu savaşta ısrarcı olup bunu besleyenler, amaçlarına ulaşıyorlar. Savaş, intikam, kan naralarıyla gençlerin cenazeleri üzerinden siyaset yapılıyor. Bir toplum her şeyiyle yönetim şekline benzerken, sağduyu ve hümanizmden yoksun bir dilin esiri olmakta direniliyor. Ufuklar yaşanılan demokrasiler kadar olur nihayetinde. Dış mihraklar, taşeronlar, bölücüler, hainler, sayın sayabildiğiniz kadar. İnsanın geleceğinin güven altında olmadığı, işsizliğin ve yoksulluğun had safhada olduğu, hak ve hukukun gözardı edildiği, her türlü yolsuzluğun yapıldığı bir vatanın insana ve insanlığa ne yararı olabilir? Vatanını ve ülkesini sevmeyen mi var, nedir bu sevginin ölçüsü? Savaşı körükleyip, her türlü kirli işe bulaşma, 17 bini aşkın Kürt’ün ensesine kurşun sıkmak mı, ormanları yakıp yıkmak ve o yoksul insanları yerinden yurdundan edip büyük kentlerin bataklığına sürüklemek mi, onlara “Tek millet, tek bayrak tek vatan, istemeyen çekip gider” demek mi? Siyasetçilerini enselerinden tutup, çağdışı görüntülerle gözdağı vererek hapse tıkmak mı? Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, olağanüstü hal uygulansın çığlıkları yükseliyor; zaten yıllardır olağanüstü hal içinde Kürt illeri ve neresinden bakarsanız, yıllardır olağanüstü bir durum yaşanmıyor muydu? Tarihin sayfaları isyanlarla dolu! Seyh Saidler, Seyid Rızalarla birlikte birçok Kürt asıldı, Dersim’e, Ağrı’ya, Zilan’a bombalar yağdı, toplu kıyımlar yapıldı, tehcir ve takrir kanunları eyleme geçti de bitirildi mi bu sorun? Kötülük ve zülüm zehirlidir, bire bin verir çünkü.
Cezaevindeki Çocuklar İsveç Dışişleri Gündeminde
Haziran 23, 2010 by Genelce/
Filed under Ajanslara Geçenler, Haber
İsveç Sosyal Demokratlardan, Turkiye Insan Hakları Komitesi’nden sorumlu milletvekili Anne Ludvigsson ve Isveç Sol Parti milletvekili Amineh Kakabaveh TMK kurbanı olan ve cezaevinde bulunan yüzlerce Kürt Çocuğunun özgürlüğü, Türkiye’nin imzaladığı uluslararası çocuk hakları anlaşmasına uyması için hangi tadbirleri alacağı ilgili olarak, İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt’en resmi bir cevap istediler.
Hapisdeki DDKO, Devrimci Doğu
İsmail BEŞİKÇİ/Hapisdeki DDKO, Devrimci Doğu Kültür Ocakları…























































