<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genelce Bilim Kültür Sanat &#187; Deneme</title>
	<atom:link href="http://genelce.com/category/edebiyat/deneme-edebiyat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://genelce.com</link>
	<description>Bilim Kültür Sanat</description>
	<lastBuildDate>Sun, 01 Aug 2010 01:46:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Er ve kek / Melek</title>
		<link>http://genelce.com/er-ve-kek-melek</link>
		<comments>http://genelce.com/er-ve-kek-melek#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 01:46:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Melek]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=7245</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Uzun uzun düşünüp hala bir yanıt bulamoıyordum. Er kek … nasıl bir cisme bürünmüştü ki. Asla erkek olamıyordu bazı hallerde.</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/er-ve-kek-melek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıldırım mı düştü umutlarımıza….</title>
		<link>http://genelce.com/yildirim-mi-dustu-umutlarimiza%e2%80%a6</link>
		<comments>http://genelce.com/yildirim-mi-dustu-umutlarimiza%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 17:39:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Melek]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=7133</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu odayı sevdiğim zamanlarım çok uzak sanki. İçinde şarkılar söylenen, sana uzanan ninniler öyle uzak ki. Usulca kapının kolunu çevirdiğim, dikkatin dağılmasın diye gizlice dilimlenmiş elmaları o küçük masana bırakıverdiğim zamanlar çok uzak.</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/yildirim-mi-dustu-umutlarimiza%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ülkemiz ateş ve kan gölü olmadan.</title>
		<link>http://genelce.com/ulkemiz-ates-ve-kan-golu-olmadan-mustafa-elveren</link>
		<comments>http://genelce.com/ulkemiz-ates-ve-kan-golu-olmadan-mustafa-elveren#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2010 11:53:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Elveren]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=7098</guid>
		<description><![CDATA[<p>Gomanweb&#8217;in şair yazarlarından Dersimli hemşehrim sevgili Yusuf Yağan&#8217;ın; &#8220;Yıkalım biz nefretle kinin saltanatını,/ Memleket ateş ve kan gölü olmadan,/ Şahlandıralım güzellikle sevgi atını,/ Ülkemiz ateş ve kan gölü olmadan./ Ülkemiz ölüm değil, barış yeridir,/ Amansız bir rüzgar esti samyelidir,/ Durdurun bu zulmü nefretin selidir,/ Evladı için analar saçını yolmadan./.. bu dizeleri barış ve dostluk açısından çok anlamlı bulduğum kadar samimi bir barışseverin de duyguları olduğuna inanıyorum.<br />
Ülkemizde kirli bir savaş yaşanmaktadır. Dolayısıyla ülkemizin bir çok yerleşim yerlerinde kan, barut ve ateş yayılmaktadır. Bu “kirli savaş”ın hiç bir zaman galibi de mağlubu da olmayacaktır. Çünkü, on yıllardır yaşadığımız bunca acı deneylerden net olarak anlamak mümkündür. Öyle ise, neden bu kan gölü ve ateş alevi?<br />
Her ne kadar &#8220;ateş düştüğü yeri yakar&#8221; denilse de, bu ateş bir gün yayılır ve her tarafı da yakabilir. Önemli olan ateşi düşürmemektir. Hele bu ateş ormanın içindeki kurumuş yaprakların ya da harmanda bir saman yığını ortasına düşmüş ise, söndürmek hiç mümkün olmuyor. Ne yazık ki, ülkemiz böylesi tehlikeli bir durumla karşı karşıyadır.<br />
Halbuki, “Bağımsız bir Kürdistan”ı altın tepside Kürtlere sunsalar dahi bunu kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyorlar. Çünkü, Türkiye Kürtleri İzmir’in üzümünü, Mersin’in narenciyesini, Antalya’nın turizm güzelliklerini, Karadeniz’in fındığını ve çayını, yani Türkiye’deki tüm zenginliklerini bırakıp, sadece dağlara haps olacak kadar akılsız değildirler. Üç-beş bin kişi belki ütopya olarak düşünebilir. Ben de “Bağımsız, birleşik, sosyalist bir Kürdistan’ı düşünebilirim. Bırakın insanlar düşünsünler. Zaten başımıza ne geldiyse, hep bu yasaklar yüzünden geldi.<br />
Hal böyle iken, bir zamanlar “bu sabah ülkeye komünizm gelecek” diyen dönemin egemen yalancı zihniyeti kılıf değiştirerek, bu defa “bölünme” yalanı ile ne yazık ki bizi kandırmaya hala devam ediyorlar. Şimdi bunu en çok AKParti Hükümet’i yapıyor.<br />
AKParti Hükümeti başta Kürtler ve Aleviler olmak üzere tüm Türkiye kamuoyunu aldatmıştır. Önce “Kürt Açılımı”, arakasından “Demokratik açılımı”, şimdilik ise “Birlik ve beraberlik Projesi” olarak adlandırılan ve önümüzdeki süreçte belki başka benzer sözlerle yeniden isimlendirebilecekleri sahte “AÇILIMLAR”la bizi aldatmaya devam edeceklerdir. Aslında buna bir nevi “nitelikli dolandırıcılık” de diyebiliriz.<br />
Daha önceki yazılarımda da defalarca belirttim. Mevcut sermayenin paylaşımından dolayı iktidar gücünü elinde bulunduranların daha fazla pay kapma kavgasıdır. Yoksa hepsi de Osmanlı bankası gibidirler, yok birbirlerinden farkı. Yani siyah cüppeliler ile yeşil cüppelilerin çıkar çatışmasıdır. Cami ile kışla arasındaki iktidar gücünün paylaşımındaki çelişkilerdir. Daha açık bir ifadeyle takunyacılar ile postalcıların “danışıklı dövüş”lü güç gösterisidir.<br />
Siyasi iktidarlar çözüm üretmek zorundadırlar. Eğer çözüm üretemiyorlarsa, ağzından hiç düşürmedikleri o “taşeron”lar devreye gireceklerdir. Hal böyle olunca, yine sürekli dillendirdikleri “bölünme” de maalesef gerçekleşir. Çünkü, siyaset boşluk kabul etmez.<br />
Bu “kirli savaş”ta çocuklarını kaybeden asker aileleri ile PKK’li gençlerin aileleri acılarını içine gömerek; “Sen niye öldün evladım? Sen neyin bedelisin?” sorusunu haykırıp, henüz &#8220;Ülkemiz ateş ve kan gölü olmadan&#8230;” el ele tutuşarak bu ateş daha fazla büyümeden birlikte engel olmalıdırlar. Aksi halde bu ateş Buseleri ve Şerife Teyzeleri yaktığı gibi hepimizi yakabilir ve bölünmekten de kurtulamayabiliriz.<br />
26.06.2010<br />
Mustafa Elveren</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/ulkemiz-ates-ve-kan-golu-olmadan-mustafa-elveren/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En uzun yolculuğumsun…</title>
		<link>http://genelce.com/en-uzun-yolculugumsun%e2%80%a6</link>
		<comments>http://genelce.com/en-uzun-yolculugumsun%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 21:43:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Melek]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=6990</guid>
		<description><![CDATA[<p>Biz hiç seninle uzun yolculuklara çıktık mı. Kendi içimize olan uzun otobüs yolculuklarına. Yolun, bence sonu olduğunu sandığım anlarında, sen ise çoktan sondayken. Ben başımı kaldırıp omzundan, ne kadar kaldı dediğimde. Usulca terleyen saçlarımı sevip de. Hadi biraz daha uyu. Geldiğimizde haber veririm demişmiydin sen bana.</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/en-uzun-yolculugumsun%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beklemecilik / Ali İHSAN SAĞMEN</title>
		<link>http://genelce.com/beklemecilik-ali-ihsan-sagmen</link>
		<comments>http://genelce.com/beklemecilik-ali-ihsan-sagmen#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 20:43:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Isik Iscanli]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=6924</guid>
		<description><![CDATA[<p>Halk olarak beklemecilik bizim en büyük zaafımızdır. Durakta otobüs, yolda dolmuş, hastanede sıra, kömürcüde kömür, yardım kamyonlarında patates ve kuru bakla beklemek ten zevk mi alırız?<br />
Kişilerden bir şeyler bekleriz, olmayacağını bilsek te, devletten bekleriz yapamayacağını ya da yapmayacağını bilerek, toplumdan bir şeylerin yapılmasını bekleriz, toplumda kendi üyelerinden ve beklemecilik fasit daire içinde dolaşır durur.</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/beklemecilik-ali-ihsan-sagmen/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erguvan köşkler… / MELEK</title>
		<link>http://genelce.com/erguvan-koskler%e2%80%a6-melek</link>
		<comments>http://genelce.com/erguvan-koskler%e2%80%a6-melek#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 20:40:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Melek]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=6922</guid>
		<description><![CDATA[<p><img class="alignleft" src="http://fotografmakale.files.wordpress.com/2008/11/erguvan.jpg" alt="" width="300" height="403" />Rutubet almış tahtaların kokusu çok uzaklardan duyulmaktaydı. Bahçesini ayrık otlarının doldurduğu. Güllerle erguvanların inatla solmadığı , aksine birbirlerine daha da bir kenetlendiği bu evi; annem hep anlatır dururdu. Eskiden önünden denize girerdik derdi. Yazlık için İstanbul un bu köy eki almış semtinde kalınırdı diye anlatmaya devam ederdi.</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/erguvan-koskler%e2%80%a6-melek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kardeşlik ve dostluk üzerine/Mustafa Elveren (Em.Öğrt.)</title>
		<link>http://genelce.com/kardeslik-ve-dostluk-uzerinemustafa-elveren-em-ogrt</link>
		<comments>http://genelce.com/kardeslik-ve-dostluk-uzerinemustafa-elveren-em-ogrt#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 23:16:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Elveren]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=6919</guid>
		<description><![CDATA[<p>Hiç birimiz kardeş(ler)imizi seçme özgürlüğüne sahip değiliz. Fakat, dostumuzu/dostlarımızı özgürce seçebiliriz. “Dostun attığı gül yaralar bizi”, “Dostluk başka, alışveriş başka” gibi halkların kültüründe dostlukla ilgili epeyce özlü sözler bulunmaktadır.</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/kardeslik-ve-dostluk-uzerinemustafa-elveren-em-ogrt/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaç hıdırellezde seni adadım.</title>
		<link>http://genelce.com/kac-hidirellezde-seni-adadim</link>
		<comments>http://genelce.com/kac-hidirellezde-seni-adadim#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Apr 2010 23:56:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Melek]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=6738</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Kaç hıdırellezde seni adadım biliyor musun. Bir gül fidanının dibinde. Ve resmini çizdim, denizden topladığım ufak mermer taşlarla . kimbilir kaç hıdırellez de soğan saplarına kırmızı kurdeleler bağladım seviyor mu sevmiyor mu diye. Nerden bileceksin ki. Biz göçmenlerin ezbere bildiği bu büyük bayramda. Hıdırellez gecesi yani.. Henüz ay çıkmamışken ortaya. Bir son namaz sesi öncesi. Kocaman yakılan ateşin çevresinde, bulduğum ilk gül fidanının altında adadım da. Sen duymadın bile.</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/kac-hidirellezde-seni-adadim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suçlu Halktan Sevilen Halka/Engin Erkiner</title>
		<link>http://genelce.com/suclu-halktan-sevilen-halkaengin-erkiner</link>
		<comments>http://genelce.com/suclu-halktan-sevilen-halkaengin-erkiner#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Apr 2010 11:07:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Engin Erkiner]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=6676</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">BBC’nin değişik ülkelerde 30 bin kişi hakkında yaptığı soruşturmaya göre, Avrupa’da en sevilen halk Almanlar… Almanları en çok sevenler de I. ve II. Dünya Savaşı’nda savaştıkları Fransızlar ve İngilizler…</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/suclu-halktan-sevilen-halkaengin-erkiner/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeytin dalının adıdır barış</title>
		<link>http://genelce.com/zeytin-dalinin-adidir-baris</link>
		<comments>http://genelce.com/zeytin-dalinin-adidir-baris#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2010 21:43:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Melek]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=6672</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yüzyıllardır süregelen ve tek bir çöpü bile atılmayan bir ağaç mıdır zeytin ağacı. Yoksa tarihsel sürecinde. Barışa simge olmuş bir imge mi.</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/zeytin-dalinin-adidir-baris/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bölünmüş politik kimlik/ Engin ERKİNER</title>
		<link>http://genelce.com/bolunmus-politik-kimlik-engin-erkiner</link>
		<comments>http://genelce.com/bolunmus-politik-kimlik-engin-erkiner#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 22:25:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Engin Erkiner]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=6658</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" src="http://www.zafersen.com/images/ozel_haberler/avrupadaki_turkler/avrupadaki_turkler2.jpg" alt="" width="320" height="210" />Değişik Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiyeli göçmenlerin <a href="http://www.genelce.com/" class="kblinker" title="More about genel &raquo;">genel</a> özelliklerinden bir tanesi de bölünmüş politik kimliktir. (Benzer bir durum muhtemelen Avrupa dışındaki ülkelerde bulunan Türkiyeli göçmenler için de geçerlidir.)</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/bolunmus-politik-kimlik-engin-erkiner/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hoş geldin merhabam…</title>
		<link>http://genelce.com/hos-geldin-merhabam%e2%80%a6</link>
		<comments>http://genelce.com/hos-geldin-merhabam%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 19:37:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Melek]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=6569</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yıllar sonra bu kadar sevebileceğimi beklemiyordum. Bir deli aşık. Bir kör uşak olacağım aklımın ucundan bile geçmiyordu.<br />
 <br />
Sen merhaba dedin ya… ben o merhaba ile senin ve sevginin karşısında huzur buldum.. insan bir tek merhaba ile dünyanın kalan kısmını yok sayabilirmiydi.<br />
 <br />
Ben saydım. Biz saydık. Biz merhaba dan öte bir şeydik.<br />
 <br />
Sen, kış uykusunda gelen kiraz çiçeği idin. Sen sıcak melteminde Ege’ nin. Esen Akdeniz rüzgarı idin. Savruldukça daha bir kokusu yayılan. Yaydığı her kokuda mutluluğu yeniden anımsatan düş perisiydin.<br />
 <br />
İnançlarımdın, inançsızlığımda tazelenen. Sen tanrımdın. Tanrıya giden yolda, ibadet edilen.<br />
 <br />
Öykülerimdin. Öykülere öykünen. Ve sen kadınım oldun, merhabayla gelen.<br />
 <br />
Ve ben inandım . sensiz kalmayacağıma. Sana kurdum tüm düşlerimi. Ve sana uyandım tüm sabahlarımda.<br />
 <br />
Nasıl kızarmıştın ilk kez seviyorum dediğimde. Aldırmadan yılların sana verdiği tüm deneyimlerine. Kocaman insanlarız derdin. Kocaman kocaman sözler ederdin ya. Gülerdim içim, içim katılırdı gülerken de. Korkardım üzülmenden, dinlerdim seni, merakla beklerdim ne diyeceğini. Bilirdim. Böyle anlarda sana gülersem, bana nasıl kızıp, bir akarsu gibi köpüreceğini.<br />
 <br />
Gözlerimin içine bakarken sen, gözlerim; kocaman gözlerinin içinde nokta gibi kalırdı. Hapsolurdum gözlerinde. Prangam olsa ya gözlerin. Gözlerinde bir ömür tutsak kalsam.<br />
 <br />
Deli sevişmelerin sonrasında. Kahkahalarını beklerdim ben senin. Sözümün en ciddi yerinde. Karşımda kocaman ciddi bir kadın varken. Aniden deli yosması olurdun. Çıldırırdım.<br />
 <br />
Açlık gibiydin sen. Doyumsuzluğu getiren. Çok sevdiğim bir çilek tanesinin içindeki çekirdeğim. Ve kokusu, zamanında meyva vermiş filizlerin.<br />
 <br />
Ah seni ben nasıl sevdim nasıl. Bilirdin. Bilirdin de…. Yine de korkardım unutacağından.<br />
 <br />
Uzun süren bir ilişkinin ardından. Hele de çoktan aşmışken yolun yarılarını, bir gün karşıma aşk çıkacağını nerden bilirdim ki.<br />
 <br />
Oğlumun annesini severdim. Ya da inanırdım sevdiğime.. Bir dolusunu görmemiştim hatalarımın ve hatalarının.  Hep sevgi vardı. Bir gün bile tartışmadan. Elini bırakmadan, bir ömür süreceğine inandığımız o birliktelikle dingindi yaşam.<br />
 <br />
Çok iyi bilirdim, mutfakta dolanırken, saçlarını kaldırıp ensesini öptüğümde hala ürpereceğini.  Gözüm ondan başkasını görmezdi. Büroma gittiğimde konuşulanları duyardım bazen. Ve hayretler içinde kalırdım. Etrafımda olan biteni görmediğimi anlatır dururlardı arkadaşlarım.<br />
 <br />
Ben se evim ve işim arasında mutluluk sandığım bu düzenekte gider gelirdim.<br />
 <br />
İçimde, Nasıl olduğunu anlamadığım bir boşluk oluşmaya başladığında. Yalnızlığımı fark ettim. İşten eve gitmenin bana aslında nasıl zor geldiğini. Evde kalmamak için nasıl çaba harcadığımı zaman içinde fark etmiştim.<br />
 <br />
Ben aslında mutluluk oyunu oynuyordum. Beynimde yarattığım bu oyun da hata yapmamaya ve hataları görmemeye kurulu bir zaman sayacı vardı.<br />
 <br />
Evet, biz tartışmıyorduk. Evet bizim kavgalarımız yoktu. Ama biz bir arada yalnız lardık aslında. İkimizde birer iyi insan rolunu üstlenen. Ve birbirinden ayrı kalmayı beceremeyen yalnızlar.<br />
 <br />
Bunları düşünmeye başladığımda. İlişkinin aslında, sadece bir arada olmak demek olmadığını da anlamıştım. Ve artık bana aynı mekanda yalnızlaşmalar dürüstçe gelmiyordu.<br />
 <br />
Dünya benim dışımda gelişmekte ve ben sürekli gerisinde bakmaktaydım. Düşünsel sürecin ilişkileri yozlaştırmadığına. Aslında sorgulattığına tanık oluyordum her gün biraz daha.<br />
 <br />
Evet aslında biz bir ilişkide değil. Bir çocuğun etrafında kenetlenen yalnızlardık. Ve nasıl ki, ben her akşam onu evde bulmamayı umuyorsam. O da aynı şekilde bir sabah yalnız uyanmayı bekliyordu. Bundan ikimizde emindik. Sadece konuşmuyorduk bunları. Ve bir giysi dükkanının camında gülümseyen cansız mankenleriydik bu oyunun.<br />
 <br />
Model olarak gösterilmek, gerçekleri bildikten sonra utanç vermeye başlamıştı. İnsanları, hele de en önemli kurum olan ailelerimizi ve oğlumuzu kandırmak üzer olmuştu beni.<br />
 <br />
İşte sen. Sen benim peri kızım. Öyle anlarımda çıkagelmiştin. Tam da en ihtiyacı varken toprağın. Bir yudum su dan öte…. Can ım olmuştun.<br />
 <br />
Ve ben seninle gördüm. Aile olmanın yalnızca bir çocuk etrafında, dolanan, sığ yalnızlıklar olmadığını.<br />
 <br />
Hoş geldin. Merhabam. Hoş geldin.<br />
 <br />
Sevdalıklara….<br />
Melekkk</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/hos-geldin-merhabam%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>18 inci saat….</title>
		<link>http://genelce.com/18-inci-saat%e2%80%a6</link>
		<comments>http://genelce.com/18-inci-saat%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2010 01:16:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Melek]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=6522</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Adam kadınının yüzüne baktı. Taksiden inmeden başlamıştı bakmaya. Hatta yol boyunca bakmıştı. Henüz taksi tam durmadan. Kapıyı açmaya çalışınca, ters bir bakışla karşılaştı.</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/18-inci-saat%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Heceler Arası Haysiyet</title>
		<link>http://genelce.com/heceler-arasi-haysiyet</link>
		<comments>http://genelce.com/heceler-arasi-haysiyet#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 16:21:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genelce/</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[İhsan ARI]]></category>
		<category><![CDATA[Arası]]></category>
		<category><![CDATA[Haysiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Heceler]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://genelce.com/?p=6503</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" src="http://lh4.ggpht.com/_ceMBSSnCjt4/S3V_Otd43DI/AAAAAAAADgE/LEn3oEhRHmk/s512/2572_58417598897_526998897_1497386_4102083_n.jpg" alt="" width="368" height="512" />Sevmek diyordu ve duruyordu adam. Bir soru, düğümlüyordu kendini iki bulutun arasından. Ne bulutun karasına, ne güneşin sarısına, ne damlanın yarasına bakıyordu. Hiç içine girmediği bir kadının gözlerine akıyordu. Acıyan kalbine acı(ya)mıyordu. Ağlıyordu. Ağıtı şiire benziyordu.</p>]]></description>
		<wfw:commentRss>http://genelce.com/heceler-arasi-haysiyet/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
