Savaş Esiri Kürtler Raporu

Temmuz 12, 2010 by Genelce/  
Filed under Edebiyat, Makale

Savaş Esiri Kürtler Hakkında Hazırlanan Rapor / Peter LERCH… Krallık Bilim Akademisi Tarih – Filoloji bölümünün verdiği görev üzerine Peter Lerch tarafından SMOLONSK vilayeti dâhilindeki ROSLOW’da bulunan savaş esiri Kürtler hakkında hazırlanan Rapor.

  • Share/Bookmark

Kim daha amerikalı?‏

Mayıs 3, 2010 by Genelce/  
Filed under Edebiyat, Makale

Pazar günleri TRT 1 TV’de gündüz saat 10,oo’da başlayan çoğunlukla eski Amerika’da Vahşi Batı konulu filmler yayınlanır..
Bazen takılırım. Bu pazar da kim bilir kaç defa tekrarlanmış bir film vardı; NAVAJO JOE.
Navajo Joe kasabanın bankacısının kızı ile evli doktoru’ndan yardım alan Meksikalı haydutlar para getiren treni soymaya kalkarken Navajo Joe buna engel olur ve kurtardığı para kasassının bulunduğu treni kasabaya getirir.
Mksikalı haydutlar da kasabanın syakanına kadar gelirler. Tabii doktorun da bu işe canı sıkılır.
Kasabalılar korku içinde ne yapacaklarını tartışırken Navajo Jode, onlara öldüreceği her Meksikalı Haydut için her kasabalının kendisine 1 dolar vermesini ister. Ayrıca da Şerifin rozetini… Şerif buna tepki gösterir,
-İyi ama kızılderililer şerif olamaz” der.
Navajo Joe sorar;
-Neden?
Ve ilginç bir diyalog başlar ikisi arasında.
Salonda bir sürü de kasabalı vardır.
-Çünkü sen kızsılderilisin, Amerikalı değilsin.
-İyi ama ben Amerika’da doğdum, benim babam da bu topraklarda doğdu. Onun babası da.
Senin baban nerede doğdu.
-İskoçya’da…
-İyi ama ben burada doğdum, babam bu topraklarda doğdu. Onun babası da, Onun babası da. Şimdi söyle bakalım hangimiz daha çok Amerikalı…
Ve Navajo Joe, şerifin göğsündeki rozeti alır takar…
………..
Film bitti. Uzun süre bu diyalog kafama takıldı.
Sizinle paylaşayım dedim…
Sevgiyle kalın.
25.04.2010
Mehmet Mercan

  • Share/Bookmark

Cezaevinde Kadın Olmak

Şubat 2, 2010 by Genelce/  
Filed under Edebiyat, Makale, Yazar, Yüksel MUTLU

[caption id="" align="alignleft" width="360" caption="Cezaevinde Kadın Olmak / Yüksel MUTLU"][/caption]

Cezaevinde kadın olgusu üzerinde düşününce , “kadın” ve “cezaevi” olgularının ayrı sorunlarından ve bunların sebeplerinden bağımsız değerlendirmeler yapmak olanaksızdır. Bu iki mesele bir araya geldiğinde kadın ve cezaevi olgusu konusunda özel bir çalışma yapılamamıştır. Tabii ki bu ülkede muhalefet eden her kişi gibi benim de cezaevi sürecim var çok özet olarak anlatacak olursam;

  • Share/Bookmark

Emek Kapitalizmi yada parasız kapitalizm üzerine.

Ocak 3, 2010 by Genelce/  
Filed under Edebiyat, Makale, Savaş Çeliker, Yazar

Kapitalizm kuruluş ve gelişme dönemlerinde ulusal ölçekli üretim yaparak; ulusal burjuvaları ve ulusal pazarları geliştirmek, doygunlaştırmak istemişti. Bu dönemdeki kapitalizm, bilindiği gibi  ulusal ölçeklerde serbest rekabetçi bir nitelikteydi.

  • Share/Bookmark

Klasik Hamaset ve Devrimci Patronlar -1

Aralık 10, 2009 by Genelce/  
Filed under Edebiyat, Makale, Savaş Çeliker, Yazar

Çalışmada Zor Unsuru, Klasik Hamaset ve “Devrimci” Patronlar -1   Savaş ÇELİKER

  • Share/Bookmark

Nükteler, nüktedanlar hangi kör kuyularda? Çetin ALTAN

Ekim 8, 2009 by Genelce/  
Filed under Edebiyat, Makale

Mustafa Kemal’in sofrasında da, zaman zaman bulunduğu söylenen, Celal Bayar’ın yakın dostu Bal Mahmut, eski İstanbul nüktedanlarının son temsilcisi gibiydi.
Her ne kadar asık suratlı olmayı, bir “vakar ve kişilik” göstergesi sayma geleneğinden geliyor ve “gülmeyi”, “çok gülen, çok ağlar” türü deyimlerle, densizlikler listesi içinde eksi bir zaaf olarak değerlendiriyorsak da; içten içe sürüp gider gülme açlığımız…
Gülmek, kahkahalarla gülmek…
Bal Mahmut, kıvrak bir zekanın uzay boyutundaki bir mizah galaksisi gibiydi…

  • Share/Bookmark

Mahalle kahvesine dönüşen dünya, Çetin ALTAN

Ağustos 29, 2009 by Genelce/  
Filed under Edebiyat, Makale

genelce_1Güneş doğmadan kalkanlar arasında, televizyonları izlemeye başlayanlar da varsa, bilirler; saat 5′te Azerbaycan gazetelerinin manşetlerini bile tek tek göstererek açıklar Samanyolu kanalı…

  • Share/Bookmark

Neden komünist değilim? Engin ERKİNER

Ağustos 27, 2009 by Genelce/  
Filed under Edebiyat, Engin Erkiner, Makale, Yazar

Engin Erkiner

  • Share/Bookmark

Diyarbakır Cezaevi Kapatılsın mı? İsfendiyar Eyyuboğlu

Ağustos 24, 2009 by Genelce/  
Filed under Edebiyat, Makale

iskence_fotoKürt açılımı ya da Demokrasi açılımı haberleri ve girişimleri artarak sürüyor. Son haber 22.08.2009 tarihinde, bu da “zindan açılımı”, başlığıyla geldi. Adı işkencelerle anılan Diyarbakır cezaevi kapatılıyordu. Bu haber Hükümet’in ,Kürt açılımı kapsamında sürece destek olacak ilk somut projesi olarak açıklandı.
Şiddet, hayatı teslim almak için tüm acımasızlığı ve pervasızlığı ile orada kapladı hayatımızı ilk önce. Yaklaşık 30 yıl kadar önce. 1981’de. Kapalı kapıların ardından önce feryatlar sızdı dışarı. Sonra, dört duvar arasından çıktı. Sokaktaki pusuyla, dere kenarında bilinmez ölümlerde faili meçhullarla tüm toplumu sardı adım adım. İlk somut adımın oradan atılmasının böyle tarihsel bir anlamı var. Şiddetin miladı olarak anılan 5 nolu ile ilk adımı atmak. İlk noktayı başladığı yere koymak!
Hüzünlü bir sevinç kapladı içimi, bu adımın haberiyle. Önce o günleri hatırladım. Oradan sağ çıkabilme umudunun kırıldığı günleri. Yanıbaşımdaki ölümlerle bu umudu taşıyabilmek zordu, gerçekten. Bazen de kalasların, copların bitmek tükenmek bilmeyen, hayatı yaşanmaz kılan o şiddetli acısı; “ölmek bu işkenceden kurtulmaktır” der dururdu umutsuz bir çıkış göstererek. Ölmeden çıktım. Çoğumuz gibi. Bir kısmımızın hayatlarının kaldığı yerden. Şimdi ölmeden çıkabildiğim o yerin kapatılacağını duyacak, yıkılacağını görecektim dünya gözüyle…
Acılarımızın tekrar yaşanmaması ve kayıplarımızın artmaması için kapanmalı, 5 no’lu cezaevi. Ama taşımak, yıkmak, yerine okul yapmak niye? Bir acıyla yüzleşerek o acının öldürmemiş gücüyle devam etmek, ya da yitirdiklerimizin anısının acılı olgunluğuyla yaşama tutunmak yerine yaşamın izlerini toplumsal hafızamızdan silmek çabası niye? Bir dönemi kapatmak, tekrar yaşanmasını engellemek, dönüp o dönemi izleriyle silmek hiç yaşanmamış gibi yapmakla mümkün olmuyor. O dönemi izleriyle acılarıyla taşıyarak ama acıların biriktirdiği hınçlara da takılmadan ileriye bakarak mümkün olabilir.
Diyarbakır cezaevi kapatılmalıdır. Hükümetin bu adımı atması anlamlı ve önemlidir. Diyarbakır cezaevini acı ve şiddet yüklü dönemimizin bir parcası, başlangıcı olarak gördüğü, orada yaşananları lanetlediği için önemlidir. Ama cezaevi kapatılıp bir müze olarak korunmalıdır. Ya da orada acıları yaşayanların, yakınlarını yitirenlerin verecekleri ortak bir karar ve biçimle korunmalıdır. Acıların ve yitirilmiş hayatların anısına hürmeten!
Hükümet açılımla ilgili attığı her adımda olduğu gibi bu konuda da görüşlere başvurabilmeli. Cezaevinin nerde nasıl olacığı elbette başta Adalet Bakanlığı olmak üzere Hükümetin tasarrufunda olabilecek bir konudur. Ancak unutulmamalıdır ki, konuşulan bu cezaevi işkenceleriyle o dönem şiddeti temsiliyle, anılan cezaevidir. Bu cezaevi üzerinde o acılı anıları taşıyanlar söz sahibi olmalı, konuşabilmelidir.
Ben Necmettin Büyükkaya’yı özlediğim ve anısını tazelemek için gittiğimde sadece mezarına değil 5 noluya da gidebilmeliyim. Orada kapıda Kemal Pir’in, Eşref Aynık’ların isimleriyle beraber, O’nun da ismi önünde yasımı tutmalıyım. Çocuklarımla içeriyi gezebilmeliyim. İşkencehane olarak kullanılan hamamı gözlerim açık, yerlerde sürüklenmeden gezerek tabanlarımda taşıdığım falaka izlerinin, nasıl olduğunu yerinde anlatabilmeliyim.

  • Share/Bookmark

Yeni yayınlar, Necmiye ALPAY

Haziran 8, 2009 by Genelce/  
Filed under Araştırma, Edebiyat, Makale

Uluslararası Belgelerde Azınlık Hakları, der. ve çev. Zeri İnanç, Ütopya Yay., 2004, 235 sayfa.
necmiyealpayZeri İnanç, insan hakları ve azınlık hakları konusunda günümüzde dolaşımda olan veri ve ilkelerle yakından ilgilenmiş, birikimli bir insan hakları savunucusu. Bu alanda Londra, Finlandiya ve Ankara Üniversitesi’nde çeşitli stajlar görmüş. Türkçeye daha önce David McDowall’ın “Kürtler” adlı çalışmasını çevirmişti (Avesta Yay., 2000, 136 sayfa): Çeşitli ülkelerdeki Kürtler üzerine derli toplu bilgiler ve değerlendirmeler sunan bir başvuru kaynağı.
“Uluslararası Belgelerde Azınlık Hakları”nı ise İnanç’ın kendisi derlemiş ve çevirmiş.
Kitapta Hollanda Devlet Bakanı ve eski dışişleri bakanı Max van der Stoel’in önsözü var. Bu konuda bir ayraç açmalıyım:
Bir insan hakları çalışmasını bir Devlet Bakanı’nın önsözüyle sunmak az çok çelişkili bir davranış gibi görünüyor bana. İnsan hakları, devlet dediğimiz o azmanlaşmış, korkutucu yetki ve olanaklarla donatılmış örgütlerin elinden çıkan kazalar karşısında tek tek yurttaşları korumak amacıyla icat edilmiş hakların adıysa, ne kadar demokrat olurlarsa olsunlar devlet mensuplarını bu işin dışında tutmakta hayır var bana kalırsa. Devletlerin demokrat mensuplarına yapacak iş mi yok?
Ayracı kapatıp, kendi alanında pek fazla örneği olmayan bir kaynakla karşı karşıya olduğumuzu belirteyim. “Radyo ve Televizyon Yayınlarında Azınlık Dillerinin Kullanımına İlişkin Kılavuz ve Açıklayıcı Not” başlıklı bölüm başta olmak üzere, önümüzdeki dönemde toplumumuzu ilgilendirebilecek bilgi ve belgeler içeren bir çalışma.
Kitapta, genel tanıtıcı çerçeve ve sunumlar ihmal edilmeksizin, üç bölüm hâlinde, Birleşmiş Milletler’in, Avrupa Konseyi’nin ve AGİT’in (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) ilgili belgeleri derlenip çevrilmiş, dipnotlarla ayrıntılandırılıp değerlendirilmiş.
*
“Bîr” araştırma-inceleme dergisi, Bîr Yay., 2005.
Zeri İnanç’ın adına bir yayında daha rastlıyorum: Kürtçe-Türkçe olarak yayımlanan “Bîr” dergisinin üçüncü sayısında. Derginin adı, “taraf, taife, grup” gibi anlamlar taşıyor. Kürtçe yazılar ağırlıkta. İlk sayısını göremediğim derginin 2. sayısında, Türkçe olarak, Prof. Îzzeddîn Mustafa Resûl’un “Kerkük’te Kültürel Hareketin Gelişmesi” başlıklı şiir ağırlıklı bir incelemesi, Mustafa Salih Kerîm’in “Kerkük’te Edebî ve Kültürel Hayat” başlıklı bir incelemesi ve Nezir Cıbo’nun “Hevêrkan Aşiret Konfederasyonu” başlıklı tarih araştırması yer alıyor.
3. sayının başlangıç yazıları anadili konusuyla ilgili ve Türkçe. Bunlardan ilki, Dr. Tove Skutnabb-Kangas’ın, 20-25 Mart 2005 tarihinde Diyarbakır’da yapılan “Kültürel Çeşitlilik, Dilsel Çeşitlilik” başlıklı PEN yazarlar semineri için hazırladığı bildirinin Zeri İnanç tarafından yapılmış çevirisi. Büyük boy bir dergi olan Bîr’in 20 sayfasını dolduran bu çalışmayı seminerden de hatırlıyorum.
Bildirinin tam adı şöyle: “Tehlike Altındaki Dilsel ve Kültürel Çeşitlilik ve Tehlike Altındaki Biyoçeşitlilik: Çeşitliliğin Korunmasında Dilsel İnsan Hakları Eğitiminin Rolü.”
Yazı, dünyadaki dil ölümleri konusunda ayrıntılı bilgiler ve kaynaklar sağlıyor. Temel önemde kavramlar olmakla birlikte tüm dünyada yeterli ölçüde araştırma konusu olmaktan uzak kalan “eksiltici öğretim/ artırıcı öğretim” gibi kavramlara yer veriyor.
Derginin bu (3.) sayısındaki ikinci yazı da aynı yazara (Dr. Tove Skutnabb-Kangas’a) ait ve “Eğitimde Dilsel İnsan Hakları ve Türkiye: Uluslar arası Bazı Karşılaştırmalar” başlığını taşıyor. Bu kez Zeri İnanç’a ait olmayan çeviri biraz sabır gerektiriyorsa da, yazının kendisi eğitim ve dil alanındaki haklar açısından Türkiye’deki ve dünyadaki durumu gözden geçirmek için iyi bir malzeme.
Bölümdeki üçüncü yazı Eyyup Eser Karayel’in “Ana Dil” başlıklı yazısı: Prof. Dr. Doğan Aksan’dan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’na çeşitli bilimcilerin “anadil”le ilgili değinilerinden ve elde ettikleri araştırma sonuçlarından yararlanan bir ufuk turu. Anadili kavramı konusunda eşsiz bir örneğini verdiğimiz toplumsal ironinin resmi de denebilir.
*
İngilizce ve Fransızca olarak yayımlanan çevrimiçi dilbilim dergisi “Marges Linguistiques”in Kasım 2005- Ocak 2006 tarihli 10. sayısı çıktı. Bu sayının konusu: Bölgesel diller.

  • Share/Bookmark

Para İktidarı Üzerine

Mayıs 29, 2009 by Genelce/  
Filed under Bilim, Makale, Savaş Çeliker, Sosyoloji, Yazar

PARA İKTİDARI ÜZERİNE

Dünyayı artık Paranın yönettiğinden neredeyse hiç kimsenin şüphesi yok.1

  • Share/Bookmark

Kürt Otonomisi Kanunu’nun Metni-Mustafa Kemal Atatürk’ün Kürt Meselesi, Yazı Dizisi-V

Mayıs 21, 2009 by Genelce/  
Filed under Edebiyat, Haber, Makale, Said Veroj, Yazar

1919-1923 Yılları Arasında Mustafa Kemal Atatürk’ün Kürt Meselesi Karşısındaki Tutumu ve 1922 Tarihli Kürt Otonomisi Kanunu’nun Metni* 

  • Share/Bookmark

BİR ELEŞTİRİ DENEMESİ, Mustafa Kaplan

Mayıs 10, 2009 by Genelce/  
Filed under Edebiyat, Makale, Mustafa Kaplan, Yazar

400px-rumelia_mapKürt dilinin(kurmancî lehçesinin) latin harfleriyle yazılmasının ilk kurucalarında olan, Emir Celadet Bedirxan nın’’Kürtçe Dilbilgisi’’ adlı kitabının, ’Şahıs Zamirleri’ bölümünde, şöyle yazmaktadır.
a)’’Özne durumunda şahıs zamirleri:Ez,Tu,Ew(Er.ve Diş.Tekil),Em,Hun;Ew.(Er.Ve.Diş.Çoğul)’’
b) ’’Tümleç durumunda şahıs zamirleri:Tekil Min,Te, Wî(er) ve Wê(diş), Çoğul Me,We ve Ewan-Wan’’ diye sıralamaktadırlar. Ayrıca bu bu konu ile örneklendirmeler vermektedir. Şöyleki:
’’Yalın şahıs zamirleri geçişsiz fiillerin bütün zamanlarında ve geçişli fiillerin üçüncü grup zamanlarında özne olarak kullanılır.
Ez têm. Ben geliyorum. hatin (gçz.fiil)
Ez hatim. Ben geldim. hatın(gçz fiil)
Ez dibînim. Ben görüyorum. Dîtin (gçl fiil)’’(sayfa 129-130 Doz yayınları 3.baskı)
(Türkçe tercümelerin ilk harfi küçük yazılmış ve nokta konulmamış.
Daha düzgün ve kurala uygun olur diye ben düzelterek verdim.)
Tekrar aynı sayfadan alıntı yaparak şöyle yazıyor:
’’ Tümleç durumunda şahıs zamirleri geçişli ilk iki gurup zamanlarını çekmeye yarar.(bak.par.185)
Min dit. Ben gördüm. dîtin (gçl.)
We dît. Siz gördünüz. dîtin (gçl.)’’ Tırnak içinde ki bütün yazılar ‘’Kürtçe Dilbilgisi’ kitabındanalınmıştır.Yukarda ki örneklerden hareketle, ‘’özne durumundaki sahıs zamirleri’’ ve ‘’tümleç durumundaki şahıs zamirler’’inden ben ne anlıyorum kendimce irdelemeye çalışacağım.
Ez têm.
Min dît. Bu iki örnek birer basit cümledirler.Bir özne ve bir fiilden oluşmuşlar.
Birinci cümlenin öznesi ‘’Ez’’ ve fiili ise ‘’têm’’dır. İkinci cümlenin özneside ‘’Min’’ve fiili ise ‘’dît’’ dır.Burada özne bakımından ‘’ez’’ ve ‘’min’’ arasında bir fark yok ve değer olarak birbirine eşit değerdedirlar.Bilindiği gibi fiile kim diye sorduğumuzda ve fiilin verdiği cevap her zaman öznedir.Burda kî hat? Cevap ‘’ez’’ dır. Kê dît? Cevap ‘’min’’ dır. İkiside cümlenin birer tümlüyenidirler. Bilindiği gibi cümleler değişik ögelerden oluşmaktadırlar. Cümlenin temel özelliği yani kısaca olmazsa olamazı fiillerdir. Hüküm bildirmeyen yada fiili olmayan hiç bir cümle cümle değildir.Ve diyer bütün ögeler cülenin tümlüyenleridir.Yukardaki iki örnekte görüldüğü gibi kurala tam uymaktadırlar.
Fakat ‘’ez ve min’’nın cümle içindeki funksiyoları birbirinbden farklılıklar göstermektedirler.Her Iki sözcükte cümle içindeki sıralanışları farklılıklar gösterir. Ve kimi durumda özne olurlar kimi durumdada nesne veya mülkiyet bildiren sözcükler olurlar.
Örnek: Ez têm. Burada ez özne durumundadır.Fakat, Te ez dîtim. Türkçesi Sen beni gördün.Bu cümlenin öznesi ‘’Te’’ dır. Nesnesi ise ‘’ez’’dır.
Örnekleri çoğaltabiliriz. Te ez xwarim. Türkçesi Sen beni yedin. Wê ez kuştim. Burada ‘’ ez’’ nesne durumundadır.(Ve ez yalın halde bulunmaktadır)
Min için örnek verecek olursak: Geçişsiz fiiller hariç,diyer bütün fiilerin geçmiş zamanlarında kulanılır. Min du kilo sêv kirî. Burada ‘’min’’ cümlenin öznesidir.Ama ,eğer ‘’min’’sözcüğünü başka bir söz sıralamasında herhangi bir cins isimle kulanırsak burada da mülkiyet bildiren bir durum gösterir. Destê min, serê min, pirtuka min,hevalê min,……..vb.Devam eder.Burada da görüldüğü gibi cins isim ek almaktadır. Min sözcüğü olduğu gibi kalmaktadır. Kürtçe dilbilgisi kitabından bir alıntı daha aktaracağım.Şöyleki;’’Eğik durumdaki şahıs zamiri iyelik(mülkiyet)rolu oynar’’(sayfa130).
Şimdi itirazlarıma, kendimce noksan olan tarafları doldurmaya çalışacağım.İkinci grup şahıs zamirlerin birinci grupşahis zamirlerinin eğik bir durumu olmadığın göstermeye çalışacağım.Eğik durum demek kelimenin yalın haline eklerin yapılması demektir. Örnek ’’ber’’ cins ismini ele alalım.
Ber yalın durumdadır. Ber+ek (ek) takısı alarak bir taş anlamına girdi. Ber+an (an) eki ile çoğul duruma geçti.Burada anlatmaya çalıştığım şudur.Ber kelimesi ayrı bir yazılış biçimine girmedi.Yani ber, ter veya ker gibi bir duruma dönüşmedi.O yüzden eğik durumla ilgili şöyle genel bir kural söyleye biliriz.Kelime yalın halini koruyarak ek alır.Bu kurallı fiilerde de böyledir.Örneğin bezîn fiillin mastar halidir. Zamanlara göre çekim ekleri şöyledir. Ez dibezim,Tu dibezîm Ew dibezi…. Görüldüğü gibi fiil bez isminden yararlanarak isimden fiil oluşturulmuş.Bez ismin yalın halidir.
Bilindiği gibi kürtçe(kurmancî) de iki tür şahıs zamirleri bulunmaktadır. Bunları iki gurup olarak sıralarsak, birinci guruptaki şahıs zamirleri şunlardır.
Tekil olanları, Ez, Tu, Ew, çoğullarıda şunlardır. Em, Hun, Ew dırlar.
İkinci guruptaki şahıs zamirleride şunlardır. Tekil olanları :Min, Te, Wî(eril) için dişil içinde Wê dır. Bunların çoğulu da şunlardır. Me, We, Ewan veya Wan dırlar.
Birinci guruptaki şahıs zamirleri için genel geçer bir kural koyabiliriz.Şöyle ki; Geçişsiz fiilerin bütün zamanları ve diyer fiillerin gelecek ve şimdiki zaman çekimlerinde kulanılırlar . İkinci gurup fiiller içinde genel geçer kuralda şudur; Geçişsiz fiiller hariç geriye kalan bütün fiillerin geçmiş zamanların çekim ekinde kulanılırlar. Bu kuzey kürtçesinin (kurmancî’’nin) bir özelliğidir.Hata kürtçenin dialektiği olan sorancada bile bu durum yoktur.
Soranca diyalekte tek gurup şahıs zamirleri ve min sözcüğü geçişli ve geçişsiz fiillerin her zaman çekimlerinde kulanılmaktadırlar. Kürtçede cins ve özel isimler yalın hallerini kuruyarak çekimleri yapılır. Örneğin danimarkacada(danca) bu kurala uymayan bazı cins isimler vardır.
Bir çocuk anlamına gelen et barn çoğul durumunda børn şeklini alır.Görüldüğü gibi burada Ortadaki sesli harf şekil değiştirmiş yerine başka bir sesli almış.
Şimdi ez le min arsınbdaki farka bakalım, ez iki harften oluşmuş bir sözcük min ise üç harften oluşmuş ve hiç bir harfi ez e benzmiyor. Bundan dolayı ‘’Min’’ ‘’ez’’ ın bir eğik durumu değildir.Bizzat bir şahıs zamiridir.Ayrı funksıyonlara sahiptir. Şöyleki:
Ji min ra bana
Ji te re sana ji wî re ……diye devam eder. veya Hakkari bölgesinde şöylede diyorlar, …… Bo min , bo te gibi.
Başka bir örnek ra sözcüğünü kulanmasak ne olur?
Ji min benden
Ji te senden Kısaca min sözcüğünün cümlede nasıl sıralandığına göre anlam aldığı ortaya çıkıyor.Yukardaki örneklerde görüldüğü gibi birinci gurup şahıs zamirleri bu tamlamalarda kulanılmazlar.
Ba min ,ba te, ba wî, ba wê…gibi devam eder.Türkçe anlamları bende sende onda olur.
Kısaca özetlersem yada bu yazını anafikrini yazarsam kısaca şöyle derim.
Kürt dilinin (kurmancı) lehçesinde iki gurup şahıs zamirleri vardır.
Bu özellik kurmanca dialektiğine mahsustur.(zazaca da nasıldir bilmiyorum)
Ez ve min birinci tekil şahıs zamirleri hem özne ve de nesne durumunda kulanılabilinirler İkiside cümle içinde hem tümleyen hem özne veya dolaysız tümleç(nesne durumu) olabilirler.Ayrıca ’min’’’ez’’ in eğik durumu değildir.
Ve iki gurubun şahis zamirleri yalın halde bulunmaktadırlar.
Benim eklediğim yalnız ve yalnızca min birinci tekil şahıs zamiri olarak hem özne hemde nesne olarak bulunmasıdır. Ve ez in eğik durumu değildir, belirlemesidir.
03-03-2009
Mustafa Kaplan

  • Share/Bookmark

Mustafa Kemal Atatürk’ün Kürt Meselesi, Yazı Dizisi-II

Mayıs 5, 2009 by Genelce/  
Filed under Haber, Makale, Yazar

1919-1923 Yılları Arasında Mustafa Kemal Atatürk’ün Kürt Meselesi Karşısındaki Tutumu ve 1922 Tarihli Kürt Otonomisi Kanunu’nun Metni* 

  • Share/Bookmark

Sonraki Sayfa »