ÇÖKERTMEDEN ÇIKTIM Halilim, Hamdi Tanses
“Hey gidi günler hey! O günler çook geride kaldı. Halil geliyor deyince, Bodrum’lu kızlar, pencerelere koşardı. Halil’de, Halil’di hani! Çam yarması gibi. Kaşı, gözü; eli düzgün. Cesurdu da. Yiğitliği dillerde, biz de gençtik o zaman. Bakma, saçlarımıza kar düştü, dişlerimiz döküldü. Belimizin kamburu, seksen yılın yükünü taşır. Şu karışıklıklar var ya yüzümde, nah şunlar! Keyiften gelmedi suratıma evlat. Bizim devirler başkaydı. Ne gençliğimizi sürdük, ne bir gün gördük. Dışardan dış gavurlar, içeriden iç gavurlar, gün mü gösterdi bize? Gün dediysem, gün Allah’ın günü, hepsi bir. Şu var ki, memleket keşmekeş içindeydi. İşgal orduları parsellemişti yurdu. Ege’de Yunan var. “Şurdan şurası, benim” diyor da, başka bir şey demiyor. Ateş yılları anlayacağın. Belimizde piştov, elimizde Rus filintası, yatağımız sırtımızda. Dağ, taş, ova, bayır meskenimiz. Küçük Menderes’ten Köyceğiz’e; Denizli’den, Bodrum’a, karış karış, adım adım bilirim. Her karış toprağında, alın teri vardır bizim kuşağın. Yiğidi öldür, hakkını yeme. Bakma bu gün kötü dediklerine, o zaman gözümüz, Rus’lardan gelecek yardımdaydı. Büyüklerimiz tel üstüne tel çekiyordu. Katırlar yükü altınlar beşli mavzerler, mermiler geliyordu. Dünya düşman olmuştu da, bir tek Ruslar dost kalmıştı. Kara gün dostu oldular bize. Dağlara, oluk oluk mühimmat akıyordu.
SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN ÖYKÜSÜ, Hamdi Tanses
Vakti zamanın birinde, Kars dolaylarında, sesinin güzelliği ile dillere destan bir delikanlı yaşamaktadır. Ali bir türkü çığırmaya başladı mı, dağ taş inlermiş. Bu yağız delikanlı, bir Ermeni kızına aşık olur. Kız da ona sevdalanır. Kız sarışın, gözleri masmavi, güzel mi güzelmiş. Örgülü saçları belinden aşağı sarkarmış. İnce ve uzun endamı, sanki selvi dalı gibiymiş. Hele salına salına yürüyüşü, yürekleri yerinden oynatırmış. Bütün gençlerin gözü onun üzerindeymiş.













































