DİYELİM Kİ…!!
Diyelim ki, karatahtaya bir tavşan çiziyorum. Tahta da ‘’bir tavşan var’’ diyebilirsiniz. Gerçekte tahtada benim oluşturduğum basit çizginin dışında hiçbir şey yok. Ne bir çıkıntı, ne bir çentik, ne de üç boyutlu bir şey. Tahta aynı tahta.’’üzerinde ‘’bir tavşan olamaz.Gördüğünüz sadece,son derece dar bir çizgi.Benim tebeşir çizgim.Bu çizgi içeriği sınırlar.Çizgi resmin İÇİNDE kalan ve DIŞINDA kalan alandan bahseder. Söz konusu şey,(resme, düşünceye, eyleme ve sanata)biçimle ,biçime getirilen saf bir sınırlamadır.Tavşan ortaya çıkıyor,çünkü siz benim tanımlamamı,yani bu çizginin içinde bu alanı ayırma,sınırlama, isteğimi kabul ettiniz.
Son günlerde herkeste bir aceleci hal var ve bu durum hiçte hayra alamet değil.Herkes tahtaya kendi tavşanını çizmekle meşgul.Peki’’bizim tavşanımız’’ nerede.?Kendimi bildim bileli kurdüm ve kendimi bildim bileli künyeme İslam yazılı.Babam da öyleydi. Babanım babasında. Ali Heriri’ninde kurd olduğu söylenir Selahattin Eyyub’inin de.Adını andığım şahsiyetlerin yaşadığı,bir’’ hayatlarının var’’!! olduğu dönemde de İslamiyet resmi ve meşru dindi.Niyetim yeni bir tarih tasarımı için kapı tıklamak değil,bu iş benim boyumu aşar.(Tarihçilerimizden adam gibi bir tarih ve onun özgün bir yorumunu beklemiyor da değilim.Bekliyorum.Yeri gelmişken bu dip notu sınıra düşeyim dedim.)Ulusların,tarih içinde oluşmuş istikrarlı topluluklar olduğu söylenir.Ve sanırım bu doğru bir laftır.’’Tarih içinde oluşmuş istikrarlı topluluk’’..’’İstikrarlı topluluk’’..Bugünden bakıldığında istikrar adına görebildiğimiz iki şey var.Kürtlük ve İslamiyet.. Kürtlüğü dilinden İslamiyeti de tapınma biçimlerinde anlıyoruz .Tanıyoruz.Bu topluluk hem kurd hem de islamdır.!!Hem kurd hem de islam olarak yaşamıştır.Evet yaşamıştır.En doğal haliyle.Kendiliğinden, başka bir şey yaratamadığı için .Başka bir şey yaratma yeteneğine sahip olmadığı için.Bu durum neden böyledir,çünkü sonuçlar bunu söylüyor.Kendine, kendisi için, kendi kimliğiyle bir hayat yaratamayan tüm etnisiteler yeteneksizdir.Kendi varoluşunu sorgulamamıştır.Doğru sorular sorup doğru yanıtların peşine düşmemiştir.Kendini kendi kimliğiyle var edecek olan ihtiyaçlarına, doğrudan yatırım yapmamıştır.Kimbilir belki kendini hiç anlama zahmetine girişmemiştir.’’Biz niye biziz, biz nasıl biz olduk’’!!.Acaba beton dökmek için çimento mu eksikti? Yeterince çimentomuz mu yoktu.Kürt olmak, kadim bir dine inanmak yeterince çimento vazifesi görmüyor muydu.?’’Bir ve tek olmak,’’ bunu başarmak imkansız mıydı.? başkalarının kolayca olmasa bile yaratabildikleri bu basit gerçekliği yaratma kudretini neden bizimkiler göremediler kendilerinde.Yoksa hem Kürtlükleri hem de İslamlıkları yeterince ciddi değil miydi.Daha da kötüsü, kendi hayatlarını hiç ciddiye almadılar mı?.Kürtlük ve İslamın yeterli prespektif sunma gücüne sahip olmadıkları söylenebilir mi?.Düşünce için yeterince potansiyel taşımadıkları İDDİA edilebilir mi.?Ya da bizimkiler aklın vasıtalarından yoksun muydular.?Sorunlarını aklileştirmek ve onları akıl yolu ile algılamak için, hiç mi dünyaya bakmak akıllarına gelmedi.Hiç mi merak etmediler,İç güdüsel olarak ta bu işlerin nasıl yapıldığını,yapanların ne türden vasıtalardan istifade ettiklerini dillerine dolamadılar..Bir dilleri yok muydu.? Bir düşünce düzenekleri yok muydu.Sorular..sorular..şüpheler şüpheler..
Elbette; bir ve tek olan bir’’ tavşan yaratmak hiçte kolay değil..Amenna..Peki ya gayretler, ya gayretlerin miras yolu ile bize ulaşması..Bunlara ne oldu..Hani uluslar geleneklere sahipti ve gelenek te, bizden öncekilerin ayak izlerinden başka bir şey değildi.Hani nerede.Ben söyleyeyim. Kürtlük tarih içinde evrilerek, hayata belli bir tarzda müdahale eden güç manasında Apoculaştı.İslamiyet ise kendi doğal mecrasında akarak olabileceği en devindirici güç olarak ancak hizbullah (umarım doğru yazmışım)olabildi.Tarihin ironisi; biri genel kurmayla flört ediyor öteki AKP içinde yeniden pozisyon alıyor..Kendi kimlik ve hakikatleri nerede.! Yok..Nasıl var oluyorlar.? Ötekinin içinde.Bu bir varlık mı.?Asla.Tarihe uygun mu.? Evet uygun.Siyaseten doğru mu.Asla..Doğru değil.Gerçekçi değil.bu işte hile var. Hile..
Ama resim bu.Çizginin içinde kalan bu. Peki ya çizginin dışı..Çizginin dışında kalan bir şey var mı?.
İki büyük olgu, iki büyük
hakikat..
Tarihsel geri planda, bütün ihtişamlarına rağmen, her iki değerde ‘’ulusal bir alegoriye’’ dönüşemedi.Kendilerini var edemediler.!Vardılar ama varolamadılar..İşlev olarak da eylem olarak da bir kimlik edinemediler..Kürtlüğümüzün de islamiyetimizin de bir kimlik kartı yok..
Bu iş’te bir hata var..Çünkü; özgünlük yok..Çünkü; gerçek, yaşayan,diri ve zinde bir anlatı düzenimiz yok..Her şey kusurlu ve tek taraflı.Tek taraflı ve kusurlu bir şeyden de ulus çıkmaz. Tek taraflı ve kusurlu bir din anlayışından da , kapsayıcı kucaklayıcı ve yumuşatıcı bir İslam çıkmaz..
Ali Fikri IŞIK
























































Comments
Tell us what you're thinking...
and oh, if you want a pic to show with your comment, go get a gravatar!