Hakkında


İLERRİCİ GENÇLİK

Rönesans dönemindeki uyumsuzluk gibi sürekli ilerlemeye olan ihtiyacın saplantısının ortaya çıkması gibi. Doyumsuz bir mutluluk arayışı içinde kronolojik ve doğal dengelerin dışına çıkılarak gerçek orantılar terk edildi.”

”Birey ileriye hızla ilerlerken kalabalıklar arasında eriyip gitti.’’ İlerlemenin hep iyiye gidiş ve mutluluk getireceği yanılgısını hemen hemen yaşamayan yoktur. O zaman nedir ilerleme nedir ilericilik. Eyer iyiliğin ve mutluluğun anahtarı değil ise neden ilericilik.

Doğanın felsefi bir şekilde incelenmesinde çıkarılacak onlarca sonuç vardır ama bir bakış açısıda ilerlemenin gelişmeyle ve yeniyle ilişkili olduğudur. Egemenlerin fikri doğruca ilerleyen bir nesnenin ‘’doğruca kapıyı arayıp onu kullanmak yerine duvara doğru dümdüz ilerleyen bir insan gideceği yere varmak bir yana burnunu kıracaktır’’ der.

Bu tanım dümdüz bir bakış açısıdır. Bu tanımın arkasında duracak ve bu tanımın karşılığını bulacak bir ilerleme toplumsal bir ilerleme tanımı değildir.

Oysaki ilerleme matematikseldir, ilerlemenin toplumun ekonomik dinamiği ve toplumsal yapısıyla ilgilidir. İlerleme fikirseldir, yaşamın içinde bulunduğu koşulların toplumsal yapıya karşılık gelmediği anda ilerleme mitosu düşünceye egemendir. ilerleme sosyolojiktir toplum yaşamının kültürel yapısı ve gereksinimlerinin karşılanması noktasında ilerleme kaçınılmazdır kendi kendini doğuracak düzeyde toplumsal hareketliliktir.

Hatta birçok ilerlemenin tanımı ve adı konulmamıştır çünkü kendi kendini yaşayışımız içerisinde akla hayale gelmez neden lerden yaratmıştır. İlerleme psikolojiktir çünkü ilerlemenin karar la bir bağı vardır ilerlemek için karar vermek ve inançlılık gerektirdiğide bir gerçek.

Kısacası ilerlemenin ve ilericiliğin yaşamın her hücresiyle ilgisi vardır bazı ilerleme hareketleri bizi pekala dümdüz duvarada götürebilir. İşgal edilen bir ulusun yoksul ve varlıksız bir ulusun tam donanımlı önünde bir duvar gibi siper olmuş işgalcilere direnmesi gibi, gerekiyorsa dümdüz duvara burnumuzu kırarcasına ilerlemeliyiz. Veya Mao’nun uzun yürüyüşü gibi savaşa veya işgalcilere sırtını dönüp durmadan yürümeliyiz…

Her zaman ütopik entellektüelikten uzak başka bir yol izlenince hayatın gerçek akışı kendini gösterir. Tarihte tekrar yapılan buluşlar ve keşifler olmuştur. Süvarilerin atlarında kullandıkları nallar 10 yy da değil, çok daha önce Romalılar tarafından bulunmuştu.

Hatta Romalılar nalların ağır bir türünü yolların zeminini sertleştirmekte kullanıyordu. Fenikeliler ve vikinkler de Amerika kıtasına Kolomb’dan önce ulaşmışlardı. Rönesans bütün bir değişim fenomenini sadece materyal olarak değil,psikolojik, zihinsel ve ruhsal olarakta ifade eder.

İnsanlık tarihinin bilinen kısmının psikolojik analizi bize sonucu aynı felaketi getirecek olan iki eğilimin çelişkisini göstermektedir. Biri yenilikten korkan ve bir duvar oluşturan sahte dinsel veya batıl davranış, diğeri ise varoluşçu düşünürlerin tabiriyle ‘’ileriye uçuş’’Cehaletten ise korku ve insan oğlunun diğer talihsizlikleri doğar Aynı Siddharta Gautama (Budha) ikibin yıl önceki öğretilerinin belirtiği gibi. Güvensizlik kimi zaman insanı harekete geçirir kimi zamanda durdurur.’’

Yani ilkel komunal toplumlardan bu yana ilerleme duraksamaksızın gerçekleşiyor ekonomik psikolojik sosyolojik kısaca nedenleri ne olursa olsun fark edilir veya fark edilmeksizin ilerleme var. Fakat önemli ilerlemelerin önünde her zaman bir ilerici varmıdır, olmalımıdır. Olmalıysa bu kim olmalı lidermi despatomu askermi veya daha sıralayacağımız birçok birey birim veya kurumlarmı.

Hiçbiri için görev sorumluluğunuz budur diyemeyiz ve bu nedenle hiç kimseninde kendisini veya kurumsal yapısının yegane görevinin ilericilik olduğunu söyleyemez bu bilinç tarihsel bir birikimle biçimlenir ve ilerlemenin nedenleri kendi dinamiğidir bu dinamikler hiç kimsenin elinde sihirli bir sopanında ucunda değildir.

İlerici ve aydın kavramının içini dolduran esas şeyin ne olduğunu anlamak ancak bu doğrular içerisindeki gelişmeleri anlamak ve analiz edebilmekten geçer. Ben buldum, ben yaptım, ilerici benmiyim elbette olamam her ileri adım bir önceki ileriyi geride bırakacağına göre ilericiliğin bir öteki niteliğide süreklilik ve çalışmadan geçer.

İlericilik sarhoşluğuna kapılmış bir ulusunda ayakta duramayacağını düşünmüyor değilim. Kendini ve fikirlerini doğru bulan ve bu doğrularının asıl ilericilik olduğunu durmadan deklere eden bir kitle ulus veya devlettende kormamak aptallıktır. Tıpkı rönesan dönemindeki uyumsuzluk gibi sürekli ilerlemeye olan ihtiyacın saplantısının ortaya çıkması gibi.

Doyumsuz bir mutluluk arayışı kronolojik ve doğal dengelerin dışına çıkılarak gerçek orantılar terk edildi. Birey ileriye hızla ilerlerken kalabalıklar arasında eriyip gitti. Sömürüler savaşlar ve doyumsuz varlık isteyen ilericiler kendi kendini zehirleyen bir kirlilik içine hızla ilerlemektedir. Bunun başını çeken ne yazıkkı modern dünyanın en modern ve ileri devletleri.

İşsizlik sömürü yoksulluk sınıflar arası uçurumlar ve en önemlisi eşitsizlikten özgürleşemeyen emekçi kitlelerin ilerleyişide bu nedenlerden ötürü hızla egemenlerin karşısına dikilecektir . ilerleme kendi doğal yapısı içerisinde ve gereksinimlerinin doğurduğu nedenlerden ötürü hep var ve var olacaktır.
Buradan kim ne çıkarırsa çıkarsın ama bir gerçek varki ‘’ilerlemenin karşısında durmak kolektif bir intihar gibidir.’’

Nejat Çetin 07.06.2008  necat@genelce.com

Buradan kim ne çıkarırsa çıkarsın ama bir gerçek varki ‘’ilerlemenin karşısında durmak kolektif bir intihar gibidir.’’

 

  • Share/Bookmark